Reforming Investor-State Dispute Settlement: Reflections on the UNCITRAL Working Group III and Beyond

Yatırımcı-Devlet Arası İhtilaf Çözümlerinde Reform: UNCITRAL Çalışma Grubu III ve Ötesine Dair Düşünceler

Uluslararası yatırım hukuku (IIL - International Investment Law) bir yol ayrımında. Şimdiye kadar varlığı neredeyse hiç bilinmeyen, müphem bir hukuk dalı olan uluslararası yatırım hukuku 1990’lar ve sonrasında yabancı yatırımcıların ev sahibi devletler aleyhine açmış oldukları yatırımcı – devlet ihtilafları ile su yüzüne çıkmıştır. Yirmi yılın ardından, uluslararası yatırım hukuku uluslararası hukuki-siyasi dallar arasında en hızlı değişen ve güncel konulardan birisi haline gelmiştir. 1980’ler ve 90’lar boyunca devletler birbirleriyle çift taraflı ve çok taraflı olarak bir takım (oldukça muğlak bir dille kaleme alınmış) uluslararası yatırım sözleşmeleri (International Investment Agreements - IIA’lar) imzalamışlar ve yabancılara olabildiğince “adil ve eşit” muamelede bulunma; karşılığında hızlı, yeterli ve etkili bir bedel ödemedikçe yatırımların kamulaştırılmasından kaçınma ve yabancı yatırımcılara yerli ve “en çok gözetilen” üçüncü ülke yatırımcılarına yapılan muameleden daha kötü muamelede bulunmama sözü vermişlerdir. Araştırmalar göstermektedir ki, imza aşamasında bu IIA’ların oluşturmuş olduğu uluslararası yükümlülükleri ve daha geniş sonuçları devletlerin çoğu tam olarak idrak etmemiştir. Bu anlaşmaların yasal ve ekonomik sonuçları ancak ve ancak yüzlerce tahkim davasından sonra anlaşılmıştır: yatırımcılar tarafından açılmış bir dizi farklı davada artık davalı konumunda olan ev sahibi devletlerin milyonlarca dolar tutarında tazminat ödemesine hükmedilmiş, bu davaların büyük çoğunluğu da devletlerin kendi iç işleri olduğunu iddia ettikleri, kamuyu ilgilendiren düzenleyici işlemlerinden doğan IIA ihlallerinden kaynaklanmıştır. 

Bu makale ile, Yatırımcı-Devlet anlaşmazlık çözüm sistemi hakkında geçmişi otuz yıla dayanan eski eleştirilerin ışığında, UNCITRAL Çalışma Grubu III toplantılarındaki tartışmalara değinerek akademisyenler ve uygulayıcılar tarafından dile getirilen reform seçeneklerini tartışıyoruz.

Metnin tamamına erişmek için aşağıdaki linke tıklayınız